Bu sitede sizlere daha iyi hizmet sunulabilmesi için çerez kullanılmaktadır. Çerez tercihlerinizi değiştirmek ve çerezler hakkında detaylı bilgi almak için aysepinar.com Çerez Politikasını inceleyeniz. Çerez ayarlarını değiştirmeniz durumunda sitenin bazı özelliklerinin işlevselliğini kaybedebileceğini dikkate alınız.

AYŞEPINAR... BİZİM HİKAYE

Yazar System Administrator 09/01/2019 0 Yorum(lar)

Ben, Ayşe Pınar, 1979 İzmir doğumluyum. Hayatımın 30 yılını İstanbul’da geçirdim. Uzun yıllar dünya çapında tanınmış uluslararası şirketlerde profesyonel iş hayatımı sürdürdüm. Yıllarca sabah güneş doğmadan evden çıkıp, plaza katlarında çalıştım. Eşim de profesyonel iş hayatından sonra kendi işini kurdu. İstanbul’da yaşayan çoğu insan gibi biz de bu şehrin trafik sorununu ve stresini yaşadık.

 

Kızımız dünyaya gelinceye kadar bu şekilde hayatın içinde çabalarken, çocuğumuz olacağı fikriyle birlikte onu nasıl sağlıklı bir şekilde büyüteceğimiz, güvenliğini nasıl sağlayacağımız endişesi de birlikte geldi. Her aile gibi biz de mümkün olduğunca doğal besinlerle beslenmesini sağlamaya çalıştık. Hatta o yıllarda İstanbul’da satışı oldukça yaygın olan bir çiftlikten koli koli doğal sebzeler, yumurtalar sipariş etmeye, organik marketlerden köy tavuğu, köy peyniri satın almaya başladık. İşte bu dönemde, arkadaşlar arasında hep konuştuğumuz ama hiçbir zaman ciddiye almadığımız “bir sahil kasabasına yerleşsek” hayali bizi çağırmaya başlamıştı.

 

Memleketimde küçük bir tarla alıp zeytin yetiştirsem nasıl olur diye düşünmeye başladım. Nasıl olsa fırsat buldukça büyüklerimizi ziyaret etmek için Manisa ve İzmir’e gidiyor, tatil için de daha güneye doğru iniyorduk. Biraz daha sık gidip zeytinliğimiz ile de ilgilenebilirdik! Eşim zaten babasının arazisinde çocukluk ve gençlik yıllarını geçirmiş, toprağa, tarıma aşinaydı; üstelik ziraat fakültesi mezunu olduğu için teknik olarak da bana destek olabilirdi. Aynı zamanda emekliliğimiz için de bir yaşam alanı hazırlardık böylece. İşte Ayşepınar’ın ilk tohumları bu fikirle atıldı.

 

Manisa’daki arkadaşlarımızla konuşup bize uygun bir arazi ya da hazır yetişmiş zeytinlik bulamalarını rica ettik. Bu arada zeytincilik hakkında araştırmalara başladık. Ailemizin de dededen kalma arazisinde hâlihazırda yetişmiş bir zeytinliğimiz vardı. Kayınpederim kendi elleriyle diktiği fidanları özenle yetiştirmişti. Onun da fikirleri bize araştırmalarımızda ışık tuttu. Sonunda bu işi hayal ettiğimiz kadar basit idare edemeyeceğimiz gerçeğiyle yüzleştik. İstanbul’daki profesyonel hayatımızı sürdürürken, çocuklu bir aile olarak uzaktan kumanda zeytinlik yetiştirmek pek olacak iş değildi.

 

“Haydi, gelin köyümüze geri dönelim” virüsü bulaşmıştı bir kere! O dönem de artan terör olayları, trafiğin iyice içinden çıkılmaz hal alması, oturduğumuz semtte kentsel dönüşümden dolayı artan inşaatlar ve kamyon enflasyonu, yıkılan binalardan ortaya çıkan tozlarla yayılan bakteri ve küflerin kızımda sebep olduğu alerjik rahatsızlıkla da yüz yüze kalınca artık radikal bir karar almanın mecburiyeti ile karşı karşıya kaldık. Hızlı bir karar süreci ve aldığımız aksiyonla kısa sürede kendimizi İzmir’e taşınmış halde bulduk. Bu arada profesyonel olarak ekolojik nitelikte hangi ürünü üretebiliriz çalışmalarını da hızlandırdık. Birçok farklı ürünü değerlendirdikten sonra nihayet kararımızı verdik.

 

Eşimin Uzakdoğu seyahatlerinde tanıştığı ve yıllardır mutfağımızın ayrılmaz bir parçası olan meyveyi üretmeye karar verdik: Mutluluk meyvesi “Goji Berry”, nam-ı diğer “Kurt Üzümü”. Yurtiçi ve yurtdışı literatürü taradık, farklı dillerdeki araştırma ve makaleleri Türkçe ve İngilizce ’ye çevirttik. Goji Berry için uygun koşullara sahip ve yaşadığımız yere en yakın olacak şekilde arazi arayışına başladık. Birkaç aylık arazi ziyaretleri sonucunda kriterlerimize en uygun yeri bulduk. Akhisar Sarnıç Köyü.

 

Goji Berry’nin ihtiyaç duyduğu toprak, rakım, hava akımı, organik üretim için gerekli çevre koşullarının tamamı yayla olarak tanımlayabileceğimiz Sarnıç’ta bir araya gelmişti. Arazimizin çevresi profesyonel organik şaraplık üzüm bağları ve köyümüz sakinlerinin geleneksel yöntemlerle yetiştirdiği buğday ve arpa tarlalarıyla çevriliydi. Üstelik arazimiz köyün iki mahallesinin tam ortasında, başka bir deyişle köyün içindeydi ve yıllarca sadece buğday yetiştirilmişti. Hayran olduğumuz arazimizin satın alma işlemlerini tamamlarken Goji Berry tohumlarımız çimlenmiş, fideler tüplerine yerleştirilmekteydi.
Arazi arayışımıza başlarken Manisa’da bir fidanlık kiralamıştık. Yurtdışından temin ettiğimiz kırmızı Goji Berry ve Siyah Goji Berry tohumlarımızdan fidanlarımızı yetiştirdik.
Fidanlarımız gelişmelerini sürdürürken arazimizin ıslah çalışmalarına hız verdik ve “Goji Berry Bahçemiz” tesis olmuştu.

 

Arazi alımıyla eş zamanlı olarak organik tarımsal üretim için sertifikasyon sürecimizi başlattık. Bu arada, ilk göz ağrımız olan zeytincilikten de uzak kalamazdık. Manisa’daki ailemizin zeytinliğini de organik koşullarda bakmaya başladık ve orayı da organik sertifikasyon sürecine dahil ettik.

 

Büyük bir ciddiyet içerisinde organik meyvecilik yaptığımıza göre toprağımızı da organik gübreyle düzenlemeliydik. Bu konuda araştırmalarımızı yoğunlaştırdık ve mucizevi bir doğal gübre olan solucan gübresi ile tanıştık. Küçük bir miktar Kırmızı Kaliforniya Solucanı satın alıp bahçelerimiz için kendi gübremizi üretmeye başladık. Böylece hem toprağımızı mikrobiyal ve organik maddece zenginleştiriyoruz, hem de solucan gübresinin bitkiye kazandırdığı direnç sayesinde doğal yolla bahçelerimizi hastalık ve zararlılardan koruyoruz.

 

Tüm bu paylaştığım organik tarımsal üretim süreci 2016-2017-2018 yıllarında gerçekleşti. 2019 yılında ilk organik Goji Berry hasatımızı gerçekleştiriyoruz. 2021 yılında da ilk organik sofralık zeytin ve organik sızma zeytinyağı üretimimizi gerçekleştireceğiz.

 

Çalışmalarımız hakkında güncellemelerimizi BLOG sayfamızla sizlerle paylaşıyor olacağız.

Yorumla